Motor sürmek özgürlüktür dedik, keyiftir dedik ama bu işin bir de “olmazsa olmaz” şartı var: Güvenlik.
Öyle üzerine incecik bir mont giymekle, nalburdan alınan iş eldiveni takmakla motorcu olunmaz. Ekipman dediğin adamakıllı olacak. Dizliğinden montuna, eldiveninden botuna kadar tam koruma şart. “Kısa mesafe gidiyorum” diye bir bahane yok, asfaltın kısası uzunu olmaz, sertliği hep aynıdır.
Gelelim en hassas olduğum konuya: Kask seçimi. Piyasada çok popüler olan şu “Çene Açılır” kasklara ben oldum olası ısınamadım, hatta açıkçası karşıyım. Neden mi? Çünkü Allah korusun bir kaza anında, o darbeyle mekanizmanın açılma riski var. Ön taraf bir açılırsa, yüzünüzü asfalttan kim koruyacak? Yüzde yüz hasar demek bu.
Ben her zaman “Tam Kapalı” (Full Face) kasktan yanayım. Evet, yazın İstanbul sıcağında insanın içi pişiyor, ter basıyor, bunalıyoruz. Ama arkadaşlar, 5 dakika sıcak basması mı daha kötü, yoksa hayatınız boyunca aynaya bakamayacak hale gelmek mi? Ben canımı riske atamam, o 5 dakikalık terlemeyi göze alırım ama kafamı sağlama alırım.
Bir de şu “param yok” meselesi var. Anlıyorum, ekonomi zor, ekipmanlar ateş pahası. Ama paradan kaçıp en adisini, en ucuza satılanını almayın. O plastik parçaları sizi korumaz. En iyisini alamıyorsanız bile en azından orta segment, güvenlik sertifikası olan ürünleri alın. Gerekirse taksit yapın, yavaş yavaş dizin ama sağlamını alın.
Unutmayın; o kaskın, o montun içinde taşıdığınız şey sizin canınız. 2 gün sonra bir kaza olduğunda faturasını cüzdanınız değil, bedeniniz öder. Akıllı olun, sağlam giyinin.

