Araç muayenesi zamanı gelince hepimizi bir stres basar. Ben de “işim garanti olsun” dedim, muayeneden önce arabayı ustaya götürdüm. Eksikler çıktı, tamam dedik, yapıldı, parası ödendi. Usta “Araba fişek gibi oldu, geçersin” dedi. Biz de güvendik tabii.
Ertesi gün muayene istasyonunun yolunu tuttuk. Sıra bekle babam bekle… O stresli bekleyişin sonunda aracı içeri aldılar. Sonuç? Kaldık. Sebep: Arka stop lambası yanmıyor ve daha kötüsü frenlerde sorun var. Frene basıyorsun, pedal sanki boşa düşüyor, sonra tekrar tutuyor. Yani hayati bir sorun.
Sinirle ustaya geri döndüm. “Abi hani tamamdı?” diyorum. Stop lambasına bakıyor, “Ben bunu yapamam, elektrikçiye gitmen lazım” diyor. Yahu sen nasıl ustasın? Neyse, asıl dert fren. Beni Pendik’te bir frenciye yönlendirdi. Gittik, diskler söküldü, tornaya (preste düzeltme) girdi, zımparalandı falan. “Tamamdır, teste çıkalım” dediler. Çıktık, sorun aynen devam ediyor! Pedal yine boşalıyor.
Bu sefer, “Abi bunun hidrolik merkezinde, kutusunda sorun olabilir, kaçırıyor olabilir” dediler. Saat geç olmuş, “Yarın gel” dediler. Ertesi gün tekrar git, orayı sök, burayı değiştir… Dünya kadar masraf ve zaman kaybı. Neyse, sonunda fren düzeldi dediler.
Tekrar muayene randevusu aldım, istasyona gittim. Tam sıraya gireceğim, içime bir kurt düştü. “Şu stop lambasına bir bakayım” dedim. Bir baktım, yine yanmıyor! Şaka gibi. Hemen orada en yakın elektrikçiye çektim. Adam “tık tık” yaptı, 5 dakikada çözdü işi.
Burada asıl mesele şu: Bazı ustalar maalesef bilmedikleri işi “biliyormuş gibi” yapıp deneme yanılma tahtasına çeviriyorlar arabayı. Olan bizim cebimize, zamanımıza ve sinirlerimize oluyor. Biz bu parayı sokaktan toplamıyoruz, alnımızın teriyle kazanıyoruz. Basit bir lamba için, yapılmayan bir fren için günlerce sürünmek reva mı? Usta dediğin, yaptığı işin arkasında durmalı.

